WDYD YU Expedition Report Episode II |
|
WDYD YU Expedition Report Episode II - (3.10.2005) |
3.Gün: "Kardeşim akşam yağmur yağıyodu şimdi nooldu ne bu ayaz, bi başka titriyoz bugün" derken çadırdan dışarı bi baktık ki hava cillop, eh artık bugün bişeyler yaparız.
Bugünkü pizzamız margarita, ama kesmeyince lavaşlarla şokomigo yiyoruz. Biraz keyif yapalım dedik ya, earl grey'leri de atıyoruz bardaklarımıza, mideler bugün daha mutlu. Sercan başlangıçla eğitime giderken ben de vücüdumu hafifletmeye gidiyorum. Hafif ve mutlu bi şekilde kampa döndüğümde Fatih Sercan'ın kazma istediğini söylüyor, biraz karda yürüyünce anlıyorum; yağmurda ıslanan karın üstü ayazda donmuş. Kazma düşüş için dün düşündüğümüz yer şimdi daha manyak, hatta Sercan ben gelmeden denemiş, kar o kadar sert ki sadece yüzeyde az bir iz bırakmış kayarken. Aşağı tarafın fazla uygun olmaması ve geçen Aladağlar kampında yaşanan kazalar nedeniyle kazma eğitimi teklifimiz pek olumlu karşılanmıyor. Başlangıca biraz yardım ettikten sonra bu güzel havadan istifade etmek için kampa dönüyoruz. Kuşanıyoruz teknik malzemelerimizi, tırmanmak için rota arıyoruz bi tanesini gözümüze kestirip dalıyoruz. Daha rotanın girişinde patlıyoruz oradan deniyoz burdan deniyoz olmuyo. "Neyse baba sök girişteki sikkeyi de şu kolay yerden çıkalım." Sercan sikkeyi söktüğü gibi düşürüyor, "baba yani zamanlaman mükemmel tam da millet kampa dönerken", zati rezil olmuşuz daha rotaya giremiyoz, ben ipi açmışmıyım dolamışmıyım belli değil. Neyse biraz daha sağa kaçıp kolay yerden rotaya giriyoruz, lider Sercan gidiyor ben de bu defa ipi toparlamışım tam da herşey yoluna girdi derken ucuna taş bağlanmış tüy gibi bir şeyin düştüğünü görüyorum, "olum atma lan onlar bize lazım", takoz çıkarırken takozlardan biri karabinin ağzında kalmış tırmanırken de farkında bile olmadan düşmüş. Neyse tırmanmaya başlamadan düşen takozuda alıyorum. Sercan istasyonu kurduktan sonra toplaya toplaya çıkıyorum.Sağlam çıkmış ve neyseki bu sefer sadece Allah'a emanet çıkmamış doğru düzgün yerleştirmiş aletleri sökerken anlıyorum ama sıra iyi yerleştirilmiş bir takoza gelince kendimize sövmeden edemiyorum. Sercan'ın yanına çıkınca patlıyorum: "bip birip bip biiiiip nutkey almayı unutmuşuz." Sercan da aynı tepkiyi veriyor: "bip birip bip biiiip". Bir duvara girmiş olsak ilk ip boyundan dönmek için bu kadar aptalca bir sebep olamazdı herhalde. Bundan sonra takoz takmadan çıkceez artıkın. Devam eden kısma ben lider giriyorum, dolayısıyla yükleniyorum Sercan'ın üstündekileri. Gayet güzel bir tırmanış oluyor derken nazar değiyor, iki elimle asıldığım kütle benle incekken son anda kütleyide indirmeden kendimi yan tarafa atıyorum (o kayanın düşmesinden epey korktum zira Sercan'ın boyunu 50-60 cm kadar kısaltabilirdi). Hemen nazarın geliş yönünü tayin ediyorum, kamptakiler bizi izliyomuş. Vın Vın Vın gaza geliyorum, desem yalan olur ama etkilenmedim de değil. Sola doğru kolay bi kulvar gidiyor ama zorlasak mı diyoruz, ilerde negatif bir yer var onunda sağ tarafının çıkılabilitesi var, şeytanı dinliyoruz dümdüz devam ediyorum. Büyük negatif kısmın sağ tarafındaki küçük negatif yer biraz üzüyor bizi ancak kötünün iyisi deyip zorluyoruz, önce oturtmadan bir takoz takıyorum ne de olsa nutkey yok ve işin kötüsü takozlarda DMM. Takozun biraz ilerisine profil sikke çakıyorum ve böylelikle tırmanışın en baba hatasını yapıyorum. Sikke çok ters yerde kalıyor ve o salak yeri geçerken düşersemde pek bişey ifade etmiyor. Neyse sikkeyi sökme kararı alıyorum nede olsa yegane profil sikkemiz, ilerde iş görebilir.Vuruyorum vuruyorum ama sikke oynamıyo bile. 15 dk sonunda sikkeyi güçlükle çıkarabiliyorum, ama asıl stres sökerken düşürmemeye çalışmakta, ömrümden bi 5 yıl gidiyo. Sikkeyle münakaşaya girmeden önce ellerimi her hamleden önce ısıtmak için hohlarken, şimdi magnezyum ihtiyacı hissediyorum. Söktüğüm sikkeyi kilidin altında uygun bir yere çaktıktan sonra tekrar deniyorum , "ulan Allah belamı versin" sikkeyi çaktığım yeri basmak için kullanıyordum, sikkeyede basamıyosun üstünde karabin var, ulan düşeceksekte düşelim dellendim artık zaten kendimiz kaşındık. Friction olsa şimdi kampta sıcak sıcak çorbamı içiyodum, botla neye nasıl bastığını anlamıyosunki kardeşim. Botun verdiği tedirginlikle hamlemi yaptım, neyseki kaymadıda geçtik o pasajı "oh be güneş, sıcacık", son expresimide oraya yerleştirdiğim camalota harcadıktan sonra yukarı çıkıp acayip bir istasyon kurdum. şimdi skandalı açıklıyorum: sadece o negatifin geçildiği yerde en az on kere indim çıktım, yarım saatten fazla zaman kaybettim (ömürden de 5 yıl)(kimse ipe yatmadı biline). Sevinsek mi üzülsek mi; tartışa tartışa, şarkı türkü söyleye söyleye indik kampa. Yine de bir şeyler yaptığımız için hem de kendi açımızdan sağlam bir şeyler yaptığımız için sevinçliydik.
Kampa inince bişeyler yeyip içtikten sonra başlangıçla kar mağarası eğitimine katıldık. Sercan katılma işini abartıp kazmaya da başladı, benimde içimden girip kazmak geliyordu ama kendileri kazarak öğrenmeliydiler, bi ara grubu bırakıp güneyden gelen kümülüs bulutlarının :) devamına bakmaya, aynı zamanda Demirkazık'ın batı yüzünü incelemeye gittim, geri döndüğümde fazla ilerleme olmaması ve havanın kararması zincirlerimi kırıp mağaraya dalmama neden oldu, gerçi fazla birşey yaptığım söylenemez ancak yine de ben hevesimi aldım. Yarın millet dönecekti, bu gün baya da bi şey yaptık, e tatlıyı hak ettiğimizi düşünüyorum. Ballı muzlu bebe bisküvisini kakaolu pudingte ezerek yine manyak birşey yaptık (Yine Sercan'a ait bir tarif)(şu an tatlı yemekten önce miydi sonra mıydı hatırlamıyorum ama o kadar şeye rağmen o gece baya bi açlık hissettim) . Gideceklerle son bi geyik çevirdikten sonra köylü köyüne yolcu yoluna deyip herkes çadırlarına dağıldı. Biz de çıkıp (ç)işimizi gördükten sonra çadıra girip tulumlarımıza kıvrıldık.
daha bitmedi